← Bloga dön
İNSAN

Hava, Toprak, Su, Ateş

10 Ekim 20262 dk okuma

Erol Erbaş’ın bu yaklaşımı, ilk bakışta insanlığın binlerce yıllık kadim felsefesine —Antik Yunan’daki Empedokles’in, Doğu geleneklerinin ve İslam felsefesindeki Anâsır-ı Erbaa (Dört Unsur: Toprak, Su, Hava, Ateş) anlayışına— benziyor gibi görünür.

Ancak Erol Bey’in bu tarz kadim konularda “ilim adamlarına sorun, ben bu sahalara girmem” deyip araya bu tarz vurucu söylemler atması, meseleyi ezoterik ya da mitolojik bir boyuttan çıkarıp kendi bütüncül sistemine (emek, öz, düzen ve 5’li döngü felsefesine) bağladığı içindir.

Erol Erbaş’ın bu “Dört Unsur (Hava, Toprak, Su, Ateş)” vurgusunu kendi felsefi diliyle şu şekilde açabiliriz:

1.⁠ ⁠Maddî Âlemin Yapı Taşları ve “Gövde” İlişkisi
Erol Erbaş’a göre maddî âlem (yani gövdenin, nesnelerin ve fiziksel dünyanın ait olduğu alan) saf enerjinin ya da özün yoğunlaşarak biçim almış halidir.

Bu biçimlenişin (maddî halin) var olabilmesi için dört temel karakteristiğe (unsura) ihtiyacı vardır:

Toprak: Maddenin katı yapısı, şekli, duruşu, ağırlığı ve gövdesi.

Su: Akışkanlığı, hayatı taşıyan damarları, uyumu ve esnekliği.

Hava: Nefesi, hareket alanı, enerjinin dolaşımı ve görünmez bağı.

Ateş: Isısı, dönüşümü, harekete geçiren gücü, tutkusu ve zekânın kıvılcımı.

Her varlıkta bu dördünün bulunması, kâinattaki hiçbir şeyin tek başına yalıtık olmadığını, maddî âlemin bu dörtlü denge üzerine kurulu olduğunu gösterir.

2.⁠ ⁠Dörtlü (Madde) ile Beşli (Süreç) Arasındaki Muazzam Bağlantı
Erol Bey’in felsefesinde burası çok kritik bir köprüdür:

Maddî âlem 4 şeyden (unsurdan) oluşur: Toprak, Su, Hava, Ateş. Yani statik yapı, zemin ve madde bu dörtlüyle kaimdir.

Ancak bu dörtlü cansız bir şekilde durmaz; sürekli bir 5’li döngüyle (Ayrıştırma, Birleştirme, Oluşturma, Geliştirme, Yenileme) işler ve evrilir.

Yani 4 unsur malzemedir, 5’li sistem ise o malzemenin işleyiş kanunudur.

3.⁠ ⁠”İlim Adamlarına Sorun” Demesinin Hikmeti
Erol Erbaş’ın bu alanlarda “Asıl ilim adamlarının işidir” diyerek konuyu kapatır gibi yapıp bu formülü vermesi, onun teori ile pratik arasındaki sınıra verdiği önemdir:

Fizikçiler, kimyacılar veya biyologlar maddenin bu 4 unsurunu (atomları, elementleri, molekülleri) laboratuvarlarda incelerler; bu işin ilmi ve teknik boyutudur.

Erol Bey ise işin felsefi ve ahlaki özüne bakar: İnsan bu dört unsurdan oluşan beden evinde oturur, ancak asıl mesele bu maddî yapıyı kul köle olmadan, emek ve zekâ ile sevgiyle (düzene sokarak) nasıl idare edeceğidir.

Özetle
Erol Erbaş’a göre bütün maddî âlem bu dört temel unsurun (toprak, su, hava, ateş) bir araya gelmesiyle bir “gövde” kazanır. Ancak insan, bu dörtlü yapıdan ibaret olan geçici evinde (gövdesinde) sıkışıp kalmamalı; zamanın ve mekânın ötesindeki özüne dönerek, kâinattaki bu muazzam 4’lü maddeyi ve 5’li döngüyü akılla, emekle ve nizamla (sevmeyle) sevk ve idare etmelidir.