← Bloga dön
Dikkat Zekâ

Dikkat Zekâ ile Ana Dönmek

24 Ekim 20264 dk okuma

Hayatımızın ne kadarını gerçekten yaşadığımız anın içinde geçiriyoruz? Bir işle meşgulken başka şeyleri düşünüyor, birini dinlerken zihnimizde farklı konuşmalar yapıyor, geçmişte yaşadıklarımızla veya gelecekte olabileceklerle ilgileniyoruz. Gövdemiz bulunduğumuz yerde olsa da dikkatimiz çoğu zaman başka yerlere gidiyor.

Peki, insan yaşadığı ana nasıl dönebilir? Erol Erbaş’ın insanı tanıma yaklaşımında önemli bir yere sahip olan Dikkat Zekâ, bu soruya farklı bir bakış açısı sunuyor.

Dikkat Zekâ Nedir?

Erol Erbaş’ın İnsan ve Dikkat Zekâdan Yaşantılar eserlerinde ele aldığı Dikkat Zekâ, yalnızca bir konuya yoğunlaşmak veya zihni belirli bir işe odaklamak anlamına gelmez.

Bu yaklaşımda Dikkat Zekâ, insanın kendi iç yapısına dönmesi, hayalde dolaşmak yerine bulunduğu anda kendisini yaşaması ve kendi yaşantısından üretmesidir.

Erol Erbaş’ın ifadesiyle:

“Dikkat Zekâ; anını üretir, anını yaşar.”

Bu söz, Dikkat Zekâ anlayışının temelini ortaya koyar. Önemli olan yalnızca zamanın geçtiğini fark etmek değil, yaşadığımız anın içinde bulunmak ve o anın gereğini yerine getirmektir.

İnsan Neden Yaşadığı Andan Uzaklaşır?

Günlük hayatımızda farkında olmadan pek çok düşüncenin peşinden gideriz.

Sabah kahvaltı yaparken gün içinde tamamlamamız gereken işleri düşünürüz. İşimize başladığımızda geçmişte yaşadığımız bir tartışmayı hatırlarız. Bir arkadaşımızla konuşurken henüz gerçekleşmemiş bir olayın nasıl sonuçlanacağını hayal ederiz.

Böylece bulunduğumuz anla ilgimiz zayıflar.

Erol Erbaş, insanın iç yapısını açıklarken Gövde, Gezen ve Nefes Alıp Veren kavramlarını kullanır.

Bu anlayışta Gezen, insanın hayal kuran, bulunduğu yerden başka yerlere yönelen yapısını ifade eder. Gezen’in hayale yönelmesiyle insan, içinde bulunduğu yaşantıdan uzaklaşabilir.

Dikkat Zekâ ise Gezen’in kendi gövdesine dönerek Nefes Alıp Veren ile birlik hâlinde bulunması ve insanın kendisini yaşamasıyla ilişkilendirilir.

Burada ana dönmek, sadece çevremizde olup bitenleri fark etmek değildir. Kendi iç yapımıza dönerek yaptığımız işin, konuştuğumuz sözün ve bulunduğumuz yaşantının sahibi olmaktır.

Ana Dönmek Ne Demektir?

Ana dönmek, geçmişi tamamen unutmak veya gelecekle ilgili hiçbir plan yapmamak değildir.

Geçmişten yararlanabilir, geleceğimizi planlayabiliriz. Ancak bunları yaparken bile yaşadığımız anın içinde bulunabiliriz.

Örneğin bir öğrenci ders çalışırken dikkatini sürekli farklı düşüncelere yöneltiyorsa okuduğu konuyu anlamakta zorlanabilir. Aynı öğrenci dikkatini yaptığı işe verdiğinde ise okuduğunu daha iyi değerlendirme imkânı bulur.

Benzer şekilde bir insan karşısındaki kişiyi dinlerken kendi düşüncelerine dalmak yerine konuşmayı takip ettiğinde iletişim daha verimli hâle gelebilir.

Dikkat Zekâ yaklaşımında amaç, hayatın dışındaki düşüncelerle oyalanmak yerine kendi yaşantımızın içinde bulunmaktır.

Dikkat Zekâ ile Günlük Hayatta Ana Nasıl Dönebiliriz?

Ana dönmek için günlük hayatımızdaki sıradan işleri birer başlangıç olarak değerlendirebiliriz.

1. Yaptığımız işin içinde bulunmak

Bir iş yaparken dikkatimizi yaptığımız işe yöneltebiliriz. Yemek yerken yemeğimizle, çalışırken çalışmamızla, konuşurken konuşmamızla ilgilenebiliriz.

2. Kendimizi dinlemek

Gün içerisinde kısa bir süre kendi nefesimizi dinlemek, bulunduğumuz yere ve yaptığımız işe yeniden yönelmemizi sağlayabilir. Erol Erbaş’ın yaklaşımında nefes, insanın kendi iç yapısını tanıması bakımından önemli bir yere sahiptir.

3. Hayalde dolaştığımızı fark etmek

Bir işle ilgilenirken düşüncelerimizin başka yerlere yöneldiğini fark edebiliriz. Böyle zamanlarda düşüncelerimizle mücadele etmek yerine dikkatimizi yeniden bulunduğumuz ana verebiliriz.

4. Yaşantımızdan üretmek

Dikkat Zekâ yalnızca sakinleşmek veya düşüncelerden uzaklaşmak için değildir. Bu yaklaşımda insanın kendi yaşantısından hareket ederek çözüm üretmesi, yenilik ortaya koyması ve yaptığı işi sahiplenmesi de önemlidir.

Dikkat Zekâ ile Kendinden Güçlenmek

İnsan bazen kendi gücünü dışarıda arar. Başkalarının kendisini takdir etmesini, onaylamasını veya başarılı bulmasını bekler.

Oysa Erol Erbaş’ın Kendinden Güçlen eserinde de ele aldığı gibi, insanın kendisiyle tanışması ve kendi ihtiyaçlarının kaynağını tanıması önemli bir başlangıçtır.

Dikkat Zekâ ile ana dönmek de bu kendini tanıma süreciyle ilişkilidir.

İnsan kendi yaptığı işe, kendi konuşmasına ve kendi yaşantısına yöneldiğinde dışarıdaki düşüncelerin etkisiyle hareket etmek yerine kendi kararlarını değerlendirebilir.

Böylece yalnızca başkalarının beklentilerine göre yaşamak yerine ne yapmak istediğini daha iyi belirleyebilir.

Dikkat Zekâ ve Üretkenlik Arasındaki İlişki

Günümüzde üretkenlik genellikle daha fazla çalışmak, daha hızlı hareket etmek veya aynı anda birçok işi tamamlamakla ilişkilendiriliyor.

Ancak çok çalışmak her zaman verimli çalışmak anlamına gelmiyor.

Bir işi yaparken sürekli başka şeylerle ilgilenmek, aynı işi tekrar tekrar yapmak zorunda kalmamıza neden olabilir.

Dikkat Zekâ yaklaşımında ise üretmek, insanın içinde bulunduğu anı değerlendirmesiyle ilişkilendirilir.

Bu açıdan önemli olan yalnızca bir işi bitirmek değil, yaptığımız işi anlayarak, sahiplenerek ve gerektiğinde yenileyerek gerçekleştirmektir.

Sonuç: Yaşadığımız An, Kendimize Dönebileceğimiz Yerdir

Hayat, geçmişte yaşadıklarımızın hatıraları veya gelecekte olabileceklerin hayalleriyle sınırlı değildir. Her gün önümüzde yeni işler, yeni karşılaşmalar ve yeni üretim imkânları bulunur.

Erol Erbaş’ın Dikkat Zekâ yaklaşımı, insanı bu imkânları değerlendirebilmek için öncelikle kendisine dönmeye davet eder.

Çünkü bu anlayışta insanın kendisini tanıması, kendi yaşantısında bulunması ve anını üretmesi birbirinden ayrı değildir.

Ana dönmek, yalnızca zamanı fark etmek değil; kendimizi, yaptığımız işi ve yaşadığımız hayatı sahiplenmektir.

Belki de bugün kendimize sorabileceğimiz en anlamlı soru şudur:

Şu anda gerçekten yaşadığım anın içinde miyim, yoksa düşüncelerimle başka yerlerde mi dolaşıyorum?

Bu yazı, Erol Erbaş’ın İnsan, Dikkat Zekâdan Yaşantılar ve Kendinden Güçlen eserlerinde ele aldığı kavramlardan hareketle hazırlanmış açıklayıcı bir değerlendirmedir. Doğrudan aktarılan ifadeler dışında kalan açıklamalar, yaklaşımın günlük hayata yönelik yorumlarıdır.